Bir dizi temaslarda bulunmak üzere ilimize gelen Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu ile Sayın Valimiz Hasan Basri Güzeloğlu Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen Vakıflar Bölge Müdürleri Değerlendirme Toplantısına katıldı.
 
Düzenlenen toplantıya, Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu ve Sayın Valimiz Hasan Basri Güzeloğlu’nun yanı sıra; Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, Vakıflar Genel Müdürü Dr. Adnan Ertem,  Büyükşehir Belediye Başkanı Cumali Atilla, Merkez İlçe Kaymakamları, İl Emniyet Müdürü, üst düzey bürokratlar, Kurum Müdürleri ve Şube Müdürleri yer aldı.
Düzenlenen toplantı, Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başladı. Açılış konuşmasını yapan Vakıflar Genel Müdürü Dr. Adnan Ertem şunları söyledi: “Sayın Başbakan Yardımcım, Sayın Valim, çok kıymetli mesai arkadaşlarım, kıymetli basın mensupları bugün ve yarın devam edecek olan Bölge Müdürleri Toplantısı için açılış merasimine hepiniz hoş geldiniz. Ben kısaca fikirlerimi, düşüncelerimi arz ederek ayrılacağım.
 
Bölge Müdürleri Toplantımız bizim kurumsal açıdan bilgilendirme noktasında önemli toplantılardan birisi aslında çok önceden yapmamız gereken toplantılardan birisiydi fakat çeşitli nedenlerle gerçekleştiremediğimiz, ancak bugüne nasip olan toplantımızı Diyarbakır’da yapmış olmaktan gerçekten mutlu olduğumu ifade edebilirim.
 
Bizim 25 bölgemiz var, 25 Bölge Müdürlüğümüzle birlikte bütün faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Bütün Türkiye sathında aynı şekilde sınır boylarındaki bölgelerimizle yani Edirne, Adana gibi Bölge Müdürlüklerimizle yurtdışına yönelik Balkanlara, Kıbrıs’a yönelik faaliyetleri de gerçekleştiriyoruz. Gaziantep’ten de şimdi yeni başladığımız Suriye Elbab bölgesine yönelik bir faaliyetlerimiz, çalışmalarımız var. Bu çerçevede hem restorasyon çalışmaları ki bizim en önemli işlerimizden birisidir. Bunları gerçekleştirmek en önemli işlerimizden birisi, bunları bölge müdürlüklerimiz yürütüyor. Aynı şekilde hayır işlerimiz var ki vakfiyenin en önemli ayaklarından birisidir hayır işleri.
 
Hayır işleri zaten vakfın olmasının temel amaçlarındandır. O işleri de gerçekleştiriyor bölge müdürlüklerimiz ve bütün bu restorasyon ve hayır işlerine yönelik yapılan faaliyetleri gerçekleştirebilmek açısından bir gelir hanesi, gelir bölümü var ki biz bunu da akar diyoruz. Yani bir vakfın hayrat ayağından bahsediyorsak, akar ayağından da mutlaka bahsetmemiz gerekiyor, yani bir vakıf hayrat olmaksızın vakıf diyemeyiz, akarı olmaksızın da ona vakıf dememiz mümkün değil çünkü akarı olmayan vakfın yaşama imkânı hemen hemen yok gibidir. Bu nedenle bizim devlet bütçesinden yani hazineden genel bütçeden hiçbir kuruş almadan, kendi gelirleriyle vakfedenlerin bizlere miras bıraktığı kendi gelirleriyle giderlerini karşılayan nadir kurumlardan birisiyiz. Bu konuda bütçesel bir sıkıntı çok yaşamıyoruz. Bu anlamda ben vakfın bereketi olduğuna inanıyorum. İnşallah yine bugün burada, bugüne kadar yapılmış olan işleri arkadaşlar sadece isimlerini zikredecekler ama bu devam eden ve bu dönem içerisinde biten ve gelecek yıl ve yıllarda 2018 ve 2019 yıllarında projelendirip programa aldıkları işlerden de bizlere bahsedecekler. Bunlar biraz öncede söylediğim gibi hem akar niteliğinde olan karşılığı yap, işlet, devret modeli gibi gelir getirici yatırımların yanı sıra, restorasyonlar gibi projelendirilen gerek yurtiçi gerek yurtdışı restorasyonlarla alakalı olarak arkadaşlar burada bilgilendirme yapacaklar. İnşallah bir araya biz her ne kadar bazı dönemlerde, bölge müdürlüklerimizi ziyaret ederek bilgi almış olsak bile bir araya gelmiş olmanın oluşturduğu sinerji ile inşallah verimli bir toplantı olacağına inanıyorum ve hepinize katılımlarınızdan dolayı teşekkür ediyorum. Sizlerde katıldığınız için şereflendirdiğiniz için saygılarımı sunuyorum. Sayın Başbakan Yardımcım, Teşekkür ederim” dedi.
 
Daha sonra katılımcılara hitaben yaptığı konuşmada Vali Güzeloğlu: “Saygıdeğer Başbakan Yardımcım, Milletvekilimiz, Büyükşehir Belediye Başkanım, çok değerli konuklarımız, Süryani ve Keldani Kilise ve vakıflarımızın değerli temsilcileri, Diyarbakır’a teşrif eden çok değerli Vakıflar Bölge Müdürlüğümüzün, Müdürleri, sevgili basın mensupları bugün 10 bin yıllık kimliğin, tarihin ve medeniyet geçmişinin merkezi, inancımızın çok özel şehri, barışın, birlikte yaşamanın ve kardeşliğin mührü Diyarbakır’da Sayın Başbakan Yardımcımızın huzurlarıyla böylesi anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yapmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. Öncelikle başta Başbakan Yardımcımız olmak üzere teşrif eden ve katılan bütün konuklarımıza şahsım ve Diyarbakırlılar adına hoş geldiniz diyorum. Ülkemizin vakıf eseri ve medeniyetinin adeta mührü olan Diyarbakır’ımızda böylesi anlamlı bir toplantıyı gerçekleştirdikleri için, iradeleriyle bu buluşmayı sağladıkları için Başbakan Yardımcımıza şükranlarımızı sunuyorum. Şüphesiz bu toplantının yararları, kalıcı faydaları tüm Türkiye’de tüm bölge düzeyindeki eserlere yansıyacaktır ama Diyarbakır’ımızın da inanıyorum ki çok önemli ve güzel kazanımları olacaktır.
 
Gerçekte Diyarbakır’ın sahip olduğu zenginliği, birikimi ve derinliği anlamak böylesi buluşmalarda Diyarbakır’ın havasını solumakta, taşında toprağında, havasında var olan ve şehadetiyle sizlere bunları anlatan bu şehrin dokusunda olmakla ancak mümkün.
 
Vakıf medeniyet geçmişiyle haklı olarak övünen, bırakın insanı her yaratılan canlı için bir vakıf kurabilen büyük milletin şanlı ecdadın torunları ve temsilcileri olarak bize düşen, bize kalan eserleri ihya etmek geleceğe bunları kalıcı bir şekilde devredebilmek ve bu büyük emaneti hakkıyla temsil edebilmektir. Diyarbakır’da sahip olduğumuz vakıf eserleri noktasında gerçekten hem bunların kazanılması hem de bugün bir fonksiyonla geleceğe taşınması noktasında büyük bir kararlılık sergileniyor. Biraz önce Sayın Başbakan Yardımcımızla gezdiğimiz her düzeydeki inancımızın ve kiliseler dâhil her inancın merkez yapılarına binlerce yıllık büyük geçmişi aktaran, bizlere taşıyan, tanıklık eden yapılara kadar Vakıflar Genel Müdürlüğümüz çok büyük katkı, destek ve hizmetler sunmakta.
 
Diyarbakır’da birliğimizin, beraberliğimizin, birlikte yaşamamızın en güzel eseri hem de şahidi olan bu yapıları en kısa zamanda hayata geçireceğiz ve inşallah Diyarbakır’ımızla buluşturacağız. Bu noktada birlik ve beraberliğimize kasteden, birlikte yaşama irademizi yok etmek isteyen ve bu anlamda bu eserleri, insanlığın ortak değerleri olan bütün bu eserleri yok eden bütün terör örgütleri onların uzantıları ve temsilcileri bu kararlılık karşısında her zaman olduğu gibi bugün de yenilmeye ve bu milletin büyüklüğü karşısında yok olmaya mahkûmdur. 
 
Diyarbakır insanı da bu eserlerine, birlikte yaşama iradesine sonuna kadar sahip çıkmış ve net bir kararlılıkla devletinin yanında yer almıştır. Ben özellikle Diyarbakır’da devam eden bütün projelerde, Diyarbakır’ın büyük geçmişine yakışan ve yaraşan bütün meselelerde bizlere çok büyük desteği ve vizyoner liderliği ile bu büyük ülkeyi geleceğe taşıma kararlılığındaki Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan’a, Başbakanımıza, hükümetimize ve onun temsilcisi Sayın Başbakan Yardımcımıza şahsım ve tüm Diyarbakır adına içtenlikle teşekkür ediyor, bu konuda emekleri katkı ve gayretleri için başta değerli Milletvekillerimize, değerli Vakıflar Genel Müdürümüze ve ekibine katkıda bulunan her düzeydeki her kişiye içtenlikle teşekkür ediyor, toplantımızın hayırlı olmasını diliyor, tekrar Diyarbakır’a hoş geldiniz şeref verdiniz diyorum” dedi.
 
Vali Güzeloğlu’nun ardından konuşma yapan Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu: “Sayın Valim, çok değerli Milletvekili arkadaşım, Büyükşehir Belediye Başkanımız, Ak Parti MKYK üyemiz, Ak Parti İl Başkanımız, çok kıymetli mesai arkadaşlarım öncelikle hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum. Medeniyetimizin kadim şehirlerinden olan Diyarbakır’ımızda son derece memnun ve mutlu olduğumu ifade etmeliyim. Değerli katılımcılar ve saygıdeğer basın mensupları Allah’ın 7 farklı elçisini, Peygamber Efendimizin 541 sahabesini bağrında barındıran, sadece ülkemizin değil İslam Dünyasının ve Dünya medeniyet coğrafyasının en önemli şehirlerinden olan Diyarbakır’da sizlerle bir arada olmaktan büyük bir onur duyuyorum.  Diyarbakır’da bugün çok hayırlı ve önemli bir amaç için bulunuyoruz.  Vakıflar Genel Müdürlüğümüz’ün ülkemiz genelindeki ve hatta ülkemiz dışındaki faaliyetlerini hep birlikte değerlendireceğiz. Vakıf medeniyetimizin beşiği olmuş kentlerimizden biri olan Diyarbakır’da Vakıflar Genel Müdürlüğümüz ‘ün 25 Bölge Müdürü ve tüm bürokrasisiyle muhteşem vakıf şehri ve manevi atmosferinde bir araya gelen bu çalışmalarımızın hayırlara vesile olmasını yüce Hak’tan niyaz ediyorum.  Elbette istişare toplantımızı gerçekleştiriyoruz ama yanı sıra yakın geçmişte insanlığın düşmanı oldukları kadar, kültür ve medeniyetin düşmanı da olan terörün yakıp yıktığı Diyarbakır’daki vakıf eserlerimizin yeniden ihya ve restorasyon çalışmaları hakkında da incelemelerde bulunduk ve bundan sonraki süreçte bunlara devam edeceğiz.
 
 Değerli misafirler 8000 yıl öncesine dayanan ve sonuncusu İslam Medeniyeti olmak üzere pek çok medeniyete beşiklik etmiş olan ülkemizin ve dünyanın göz bebeği Diyarbakır’ımızın maalesef son 30 yıldır huzuruna kastedilmiş ve terör eylemleri nedeniyle çok ciddi zararlar görmüştür. Yakın geçmişte özellikle tarihi Sur içinde binlerce yıllık tarihi eserleri yakıp yıkmaktan da çekinmemişlerdir.
 
Yıllarca çocuk, yaşlı, genç demeden insanımıza kurşun sıkan bu teröristler Diyarbakır’ın medeniyet direkleri olan vakıf eserlerine de düşmandılar. Bizim yaşayan varlığımızın en önemli unsurları olan eserlerle kuşaklar arası değerlerin aktarımı da terörün hedefinde yer almıştır. Bu düşmanlıktan ilk önce Diyarbakır’ın güzeller güzeli Fatih Camisi çok bilinen adıyla Kurşunlu Camisini ateşe verdiler. Sadece Sur Belediyesi sınırları içerisinde 12 si vakıf eseri olmak üzere 14 adet tarihi eserimizi yakıp yıktılar.
 
Diyarbakır’ın sembollerinden olan Ulu Cami ve Dört Ayaklı Minare de tahrip edildi. Teröristler bu düşmanlığı sergilerken belli bir dini değil, tüm insanlığa ait eserleri hedef almışlardır. İnsanlıktan nasibini almamış, bu terörist odaklar sadece İslam’ın değil, Hristiyanlığın da düşmanlığı olmuşlardır. İnsanlığın ortak değerlerinin de düşmanı olmuşlardır. Bundan dolayıdır ki ülkemizdeki Hristiyan vatandaşlarımızın mabetlerini de yakıp yıktılar. Hristiyanlığın da tarihi merkezlerinden olan Diyarbakır’da kiliselerimizi de yakıp yıktılar. Diyarbakır’ın ermeni Katolik Kilisesi de, ermeni Protestan Kilisesi, bu din, medeniyet insanlık düşmanları tarafından yakılıp yıkılmıştır. Buradaki terör sadece bize düşman değildir kısacası, insanlığı da düşmandır şunu ifade etmeliyiz ki vakıf medeniyeti eliyle din, dil, ırk gözetmeden herkese yardım götürülmüştür.
 
Vakıflar Genel Müdürlüğümüz de bu şiar üzerinden çalışmalarını sürdürmektedir. Biz yaratılanı yaratandan ötürü seviyoruz. Hristiyan alemi ve tüm dünya şunu görmeli ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti Vakıflar Genel Müdürlüğü marifetiyle sadece İslam vakıf eserlerini değil, Diyarbakır’da tahrip edilen Katolik ve Protestan kiliselerinin restorasyon ve ihya çalışmalarını da başlatmış ve bitirmek üzeredir. Çünkü bizim vakıf medeniyetimiz insanlar arasında dil, din, ırk ayrımı yapmadan hizmeti esas almaktadır. Ecdadımızın bıraktığı vakıflarda ve bunların vakfiyelerinde özellikle yardım yapılırken, dinine, inancına, ırkına bakmaksızın ihtiyaç sahibine ulaşılması şart koşulmuştur.
 
Değerli vakıf dostları Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün değerli mensupları vakıf anlayışının gelecek nesilleri okuyarak değil, yaşatarak aktarılması imkânını sunmak gerekmektedir. Burada somut projeler geliştirilmesini şahsen çok önemsiyorum. Mutlu, özgüven sahibi ve kendi öz değerlerine sahip çıkan gençler istiyorsak, vakıf medeniyetimizi sevdirmeliyiz ve sevdirmesini bilmeliyiz. Vakıf faaliyetlerine gençleri, kadınları, farklı kesimleri dâhil etmeyi hedefleyen projelere yönelmeliyiz. Bu konuda da pasif edilgen bir zihniyetle değil, iddialı ve sorumluluk sahibi bir anlayışla halledebileceğimiz bir konudur. Burada altını çizmek istediğim bir husus ta sunulan imkânlara ilişkindir.
 
Bizim arzumuz vakıfların kuru kuru ya maddi imkân sunması değildir. Bizim elimizde bir hazine vardır. Vakıf medeniyeti hazinesi vakıf medeniyetini ruhunu kurmaktan bahsediyorum. Vakıf medeniyeti asla ruhsuz olamaz. Bu ruhun temelinde de yaptığımız işten heyecan duyacağız. Hz peygamber Aleyhisselam’ın ‘İnsanların en hayırlısı insanları faydalı olandır’ beyanını düstur edinerek, vakıf yoluyla sayısız, muazzam ve kalıcı eserler vücuda getiren bir medeniyetten bahsediyoruz. Böylesine yüksek bir medeniyetin ufkundan donuk, sadece kâğıt üzerinde yürütülen, hissiyatı barındırmayan bir anlayışla yürümeye kalkarsak sonu hüsran olacaktır. Ecdadımız vakıf mevzuunda pek büyük hizmetlerde bulunurken, incelikle yaşamın her ayrıntısında hayrın ve bereketin peşine düşmüştür. Vakıfların en büyük gelişmeyi yaşadığı Osmanlı devrinde vakıf, millet sayesinde kazanılan serveti, tekrar o toplumun istifadesine ve hizmetine sunan bir vefa müessesesi olarak görülmüştür. Osmanlı’da kurulan vakıfların hizmet ve faaliyetleri çok zengin bir muhtevaya sahipti. Sayısı tam olarak bilinmemekle beraber Osmanlı’da 26.000 binin üzerinde vakıftan bahsediyoruz. Bu vakıflar iktisadi, içtimaı, siyasi, eğitim ve kültür açısından toplumsal hayatta çok önemliydi. Bakınız ecdadımızın vakıf kurduğu leyleklerin beslenmesi konusu, gurebahaneyı laklakan.(Gariban leylekler vakfı)
 
Heyecan duymayan adamın derdi olamaz. Hissiyatı zayıf kalmış biri meyve ağaçları dikmeyi vakıf konusu yapamaz. Helva dağıtmak, suyu soğutmak, öğrencileri pikniğe götürmek, insanlara temiz nefes aldırmak, duvarlara yazılan yazıları temizlemek, yaşlı ve hasta olduğu için çalışamayan hamallara yardım etmek gibi mevzular hissiyatsız olarak ele alınamaz değerli kardeşlerim. Dahası var İstanbul sokaklarında insanlar rahatsız olmasın diye yerdeki pisliklerin üzerini kül ve benzer şeylerle örtmek için kurulan vakıf anlayışından bahsediyoruz. Bebeğinin süt ihtiyacını karşılamayan annelere, süt annesi bulunması için kurulan vakıf, sırtlarında yük taşıyanların yorulduklarında dinlenmelerine imkân sağlayan mola taşlarının tedariki için kurulan vakıf. İhtiyaç sahiplerini gerektiğinde faydalandıkları sadakayı alanında vereninde başkaları tarafından bilinmediği şehrin muhtelif yerlerine dikilen evrensel iyilik abidesi sadaka taşlarını tedariki için kurulan vakıflar. Bunlar insanın kalbine dokunan ama aynı zamanda insanın kalbinden ortaya çıkan vakıflardır. Onun için vakıf konusunda gösterilen faaliyetlerde her zaman kalp, gönül bu işin içinde olmalıdır ve olacaktır. Bunların topluma faydalı olmak kastı ile zaman, zemin, yöreler ve eğilimlere göre çeşitlilik göstermesi sistemin statik değil, bilakis dinamik bir yapıya sahip olduğunun açıkça bir ifadesidir. Gaziantep te ramazan ayında köyüne gitmeyip, medresede kalan öğrencilere beşer kuruş pabuç parası veren vakıf nasıl statik olsun değerli kardeşlerim. Altını çizerek vurgulamak istediğim hususlar, husus bizler anlatılan, okunan, bahsedilen, boş lakırdı ile ifade edilen bir vakıf anlayışını asla kabul etmiyoruz. Bizim için yaşanan hakkı ile gerçekleştirilen vakıf faaliyetleri esastır. Bizler dünyayı ahirete hazırlık mekânı, ahireti de bu dünyanın devamı kabul eden inancımızdan hareketle, halka hizmetin hakka hizmet anlamına geldiğini kabul ediyoruz. Bu hizmetin, en somut tezahürlerinin ortaya çıktığı alanda çalışmalarımızın hayırlara vesile olmasını ve bereketle sürmesini cenabı haktan niyaz ediyorum. Bu konuda etkili neticeler alacak çalışmalar yapmak, bencil, egoist bir kişilikten ziyade başkalarını kendisine tercih eden, kişisel kazanç ve faydadan çok toplumun menfaatlerini ön planda tutan diğergam insan profiline uygun düşmektedir. Değerli katılımcılar hamdolsun ki güvenlik güçlerimizin vatanperver Diyarbakır halkımızın desteği sayesinde bugün başta Sur İlçemiz olmak üzere Diyarbakır şehir merkezinde ciddi bir temizliğin akabinde medeniyet şehrimiz için hükümetimiz adeta bir ihya seferberliği başlatmıştır. Bu çerçevede Vakıflar Genel Müdürlüğümüz de sorumluluğu altında ki tüm eserlerin restorasyon projelerini hızlı bir şekilde hazırlamış ve ihale işlemlerini tamamlamış uygulamaya koymuştur. İnşallah 2018 yılı içinde din farkı gözetmeksizin Diyarbakır’ın medeniyet sembollerini yeniden ayağa kaldırmış olacağız.
 
Değerli misafirler, bizler bilindiği üzere Türkiye’yi baştanbaşa imar eden bir anlayışla 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine hızla ilerleyen bir hükümetin mensuplarıyız. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle geçtiğimiz 15 yıl da Türkiye’yi üç kat büyütmüş olmamız Cumhuriyet tarihinin en büyük, en iddialı, en başarılı çağdaşlaşma ve modernleşme hamlesidir. Böylesine başarılı bir iktidarın elbette Diyarbakır ve bölgedeki insanımız için iddialı bir vizyonu vardır. Hükümetimizin almış olduğu acil tedbirler, netice vermeye başlamıştır. Diyarbakır’ın ülkemizin en çok yerli ve yabancı turist çeken şehri olacağı günler çok yakındır. Ülkemizin UNESCO Dünya miras listesinde 15 eserinden biri olan Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleriyle restore edilip yenilenen muhteşem vakıf eserleriyle misafirperver ve cana yakın insanlarıyla Diyarbakır yakın gelecekte yeniden cazibe merkezi olacaktır. Hükümetimiz bunun için her türlü çabayı göstermekte kararlıdır. Zira Diyarbakır bizim gönlümüzün adıdır. Diğer 80 vilayetimiz gibi 80 milyonun gönlünü ifade eden yerdir Diyarbakır bizim için. Bugün Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün Genişletilmiş İstişare Toplantısını Diyarbakır’da yapma kararımızda bunun bir göstergesidir. Toplantımızın muvaffakiyetle neticelenmesini ve hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum. Bu vesileyle bizleri bağrına basan tüm Diyarbakırlı vatandaşlarımıza sizlerin aracılığıyla şükranlarımı sunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum teşekkür ediyorum” dedi.
 
Programın sonunda, Başbakan Yardımcısı Sayın Hakan Çavuşoğlu’na Sayın Valimiz Hasan Basri Güzeloğlu tarafından Şeyh Hamdullah Hattı Kur’an-ı Kerim, Vakıflar Genel Müdürü Dr. Adnan Ertem tarafından, Ulu Cami tablosu hediye edildi.
 
Hediye takdiminin ardından, Vakıflar Bölge Müdürleri Değerlendirme Toplantısına geçildi.