Vali Vekilimiz Dr. Ahmet Naci Helvacı, 24 Kasım Öğretmenler Günü münasebetiyle düzenlenen programa katılarak öğretmenlerle buluştu.

Etkinlikte, Vali Vekilimiz Dr. Ahmet Naci Helvacı’nın yanı sıra; 8.Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Kadircan Kottaş, Bağlar Kaymakamı ve Vali Yardımcısı Vekili Tolga Toğan, Yenişehir Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Serdar Kartal, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Ali Demir, İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Aslan, kurum müdürleri ve öğretmenler yer aldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Aslan’ın açılış konuşması yapmasıyla devam etti. Daha sonra öğretmenlere hitaben yaptığı konuşmada Vali Vekilimiz Dr. Ahmet Naci Helvacı; “Değerli Paşalarım, değerli Mülki İdari Amiri arkadaşlarım, Vali Yardımcıları, Kaymakamlar, protokolün saygıdeğer üyeleri ve en önemlisi de bugünü kendileri adına kutladığımız, değerli saygıdeğer öğretmenler. Konuşmama öncelikle Sayın Valimiz Hasan Basri Güzeloğlu’nun benden aktarmamı istediği bir sözle başlayacağım.  

Kendileri Ankara’da var olan bir toplantı nedeniyle maalesef burada olamadılar ve dün görüştüğümüzde özellikle sizlere selam, hürmet ve sevgilerini göndermemi istedi. Onun adına hepinizin gününü kutluyorum.

Değerli arkadaşlar bizler mülki idari amirler olarak mesleğimizin her kademesinde onlarca değişik etkinlikte, konuşma yapma imkânını bulan ve bu nedenle hem zihni olarak hem de pratik olarak konuşmaya yatkın insanlarız. Ama Öğretmenler Gününün toplumun her katmanında insanı içeren, kapsayan bir boyutunun olması hasebiyle ben bir tür alışılmış klişelerin ötesinde, kendi deneyim ve gözlemlerimi de işin içerisine katarak bazı cümleler söylemek istiyorum.

Türkiye’de değişik dönemlerde Milli Eğitim ile alakalı uygulamalar geliştirilmekte ve bunlar denenmekte. Aslında bu denenmişlik içerisinde ortaya çıkan ana unsur şu; Türkiye bazı sorunlarını olduğunu biliyor. Seçilmişleri de, yöneticileri de, atanmışları da. Ancak bu çözümün en kapsayıcı zararları en az, faydaları en fazla hangi yöntemler ile iyileştireceğini bulmaya çalışıyor. Bu dönem içerisinde karşılaştığımız en önemli sorun, belki de son değişiklik ile ortadan kalkmaya başladı. Eğitimin sadece ve sadece çocukları mesleğe, ilkokuldan ortaokuldan sonra iyi bir liseye liseden sonra üniversiteye hazırlayan mekanlar olduğu algısıydı. Bu Türk eğitiminin en büyük sorunlarından birisiydi. Aslında olması gereken Milli Eğitim, çocukları öncelikle bir meslek veya bir üniversite öğrencisi kılmak dışında, hayata hazırlamakla mükellef.

Hayata hazırlamanın gerektirdiği hususlar; birincisi ve en önemlisi analitik düşünme becerisini gerçekleştirmiş, kendisine verilen, söylenen veyahut empoze edilen şeyleri, verildiği, söylendiği şekilde kabul etmeyip onları sorgulayan ve onlara ilişkin kendi düşüncesini geliştiren gençler demektir.

İkincisi ve belki de en önemlisi, çocukların kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayıcı bir özgüvene kavuşturulması, okullarımızdan beklediğimiz en önemli hedeflerimizden bir tanesidir. Eğer bu özgüveni çocuğun kendisine veremezseniz, hayatın hangi kademesinde hangi sosyo-ekonomik grup içerisinde olursa olsun, ufak bir sorun ile karşılaştığında pes edecek veya üstesinden gelemeyecek, depresyona kadar varan bir süreci tecrübe edecektir. Dolasıyla kendi ayakları  üzerinde durabilen, özgüveni gelişmiş bireyler yetiştirmemiz bizim açımızdan çok önemli arkadaşlar.

Üçüncüsü Okullar çocukların sahip olduğu yetenekleri keşfetmek ve bu keşif doğrultusunda bunları geliştirip o geliştirdiği unsurlar doğrultusunda hayatta tutunmasını sağlamaktır. Dünyanın en başarılı çocuğu önüne gelen sınavlar da en yüksek notu elde eden çocuk değildir. Artık günümüzde somut sosyal bilimsel veri olarak ortaya çıkmıştır ki zekâ tek düze bir nimet  değildir. Hayatın her alanını kapsayan değişik zekâ türleri vardır.   Bir çocuğun başarılı olması elde etmiş olduğu not ile alakalı değil ne ürettiği ne başardığı ile alakalıdır. İşinde en iyi olup olmadığı ile alakalıdır. Eğitim sisteminin en büyük yükümlülükleri bu becerileri tespit edip geliştirip, bu çocukların hayatta kullanmasını sağlamaktır.

 Dördüncüsü ise değerler eğitimidir. Sunucu arkadaşımızın dediği gibi ‘hile yapacağına yanlış yapmayı göze alan’ bir çocuk yetiştirmeliyiz.   İnsanların hepsi eğitim sisteminden geçti. Bu insanlar bu değerlere okullardan alabildiği bir durum içerisinde -merhamet, yalan söylememek, hile yapmamak, çalmamak, korumak, cesaretli olmak, fedakârlık yapmak- aslında eleştirdiğimiz çoğu sorunun kendiliğinden çözüleceğini görüyoruz. Dolayısıyla başta ülkenin devlet ve milleti ile bölünmez bütünlüğü olmak üzere çocuklarımıza her türlü moral, ahlaki değerleri aşılamak okulların görevidir.

Diyarbakır’a ilişkin bir şeyi belirtmek istiyorum. Bu yörenin bazı çocukları kendisini ifade edememekte, taleplerini ve tercihlerini dile getirememektedir. Kendisini ifade edememek sonucu doğuran utanma bizim eğitim sistemimizde üstesinden gelmemiz gereken bir durumdur. Bir de bazı öğretmenlerimiz kendisine teslim edilen çocukları kendi ideolojik düşüncelerinin süjesi haline getirip onları şekillendirme ve ön yargılarını onlara empoze etme, bu toplumun batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine kadar var olan değerlerin dışında kendi şahsi tercihlerini dayatma durumu ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Buna hakkımız yok. Öğretmenlerin sadece öğretiyor olması değil, neler öğrettiği de önemlidir.

 Dünyada, çoğunlukla Batı Avrupa ülkelerinde Öğretmenler Günü 5 Ekim de kutlanıyor. Türkiye’nin 24 Kasım’ı seçmesi anlamlı. Türkiye’de Mustafa Kemal Atatürk, sadece Milli Kurtuluş hareketini gerçekleştiren ve Milli Kurtuluş hareketinin sonunda kenara çekilen bir lider değil. O Türkiye Cumhuriyetinin bu saymış olduğumuz değerler doğrultusunda yükselmesi noktasında çaba sarf eden lider. İşte 24 Kasım Türkiye Cumhuriyetinin bu kurucu liderinin Bakanlar Kurulu tarafından Başöğretmen olarak ünvanlandırılmasını ifade etmektedir.

Dolayısıyla siz değerli öğretmen arkadaşlarımız samimi ve yürekten olarak söylüyorum, bu ülkenin oluşmasında en önemli unsurlarsınız Sizlere bu sorumluluğunuzun farkında olarak Ülkemizin bu tarihi yürüyüşünde Diyarbakır’ımızın makûs talihini yenmesini sağlayıcı, gelişmesinde ve zihni evrilmesinde rol almamız gerekir. Bu rolü alırsanız görevinizi yapmış olursunuz ve bizlerde sizleri minnetle, sevgiyle, hürmetle kucaklarız. Bugün 24 Kasım, benim bunları sizlere söyleme imkanı Sayın Valimiz adına verildi. Hepinizi muhabbetle, sevgiyle, saygıyla kucaklıyor ve gününüzün kutlu, mutlu ve sizin için hayırlar getirici bir gün olmasını diliyorum. Sağ olun” dedi.

Konuşmalarının ardından, göreve yeni başlayan öğretmenler yeminlerini etti. Daha sonra Öğretmenler Günü ile alakalı düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye giren öğrencilerin ödülleri; Vali Vekilimiz Dr. Ahmet Naci Helvacı, 8.Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Kadircan Kottaş, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Ali Demir tarafından takdim edildi. Öğretmenler Günü programı, Güzel Sanatlar  Lisesi Halk Müziği Korosu tarafından verilen müzik dinletisi ile son buldu.