Sayın Valimiz Hasan Basri Güzeloğlu, Ülkemizin 81 İlinden 215 Öğretmenevi Müdürünün katılımıyla gerçekleşen hizmet içi eğitim programının açılış törenine katıldı. Katılımcılara Kadim kentimiz Diyarbakır’ı anlattı.   

 

Törene Vali Güzeloğlu’nun yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ferda Yıldırım, MEB Destek Hizmetleri Genel Müdürü Salih Ayhan, MEB Sosyal Tesisler ve İşletmeler Daire Başkanı Harun Karcı, İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Aslan ile şube müdürleri katıldı.

 

Tören Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Daha sonra katılımcılara hitaben bir konuşma yapan Vali Güzeloğlu şunları söyledi: “Sayın Müsteşarım, Sayın Genel Müdürüm, Milli Eğitim Müdürlüğü’nün değerli yöneticileri ve bugün ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyduğum güzel ülkemizin her bir köşesinden gelen değerli öğretmen evi yöneticileri. Öncelikle Diyarbakır’da böylesi büyük bir etkinliğin gerçekleştirilmesinden bu aziz ve kadim şehrimizde Milli Eğitim Bakanlığı adına böylesi bir buluşmanın gerçekleştirilmesinden büyük bir mutluluk duyuyorum. Buluşmanın gerçekleşmesini sağlayan Sayın Bakanımıza, Müsteşarımıza ve Genel Müdürümüze, emeği geçen herkese de içtenlikle saygılarımı sunuyorum.

 

 

 

 

Diyarbakır’ı tanıdıkça, bu eğitim süresi boyunca Diyarbakır’ı dolaştıkça, dinledikçe, gözledikçe sahip olduğu birikimleri ve zenginlikleri belki de keşfetmeniz mümkün olacaktır.

 

Şüphesiz bu tip eğitim çalışmalarının kendi içinde sağladığı faydaları eğitim anlamında ortaya koyduğu katkıların yanında belki de bundan fazlası toplantının gerçekleştirildiği yerin, bölgenin ve çevrenin tanınması, hissedilmesi yaşanması ve şüphesiz bu büyük, güzel ülkenin her yerinde olduğu gibi burada da güzel hatırlar ile ayrılmasıdır. Bilinen ve bugüne kadar yapılan birçok merkezin dışında bu toplantılar her bakanlık perspektifinde cennet yurdumuzun ve ülkemizin değişik noktalarına gidilmesine gidilmesini hem isteyen hem de tavsiye eden bir yaklaşım içerisindeyim. Diyarbakır olunca bunun bir gereklilik olduğunu bunun çok daha önemli ve gerekli buluşma olduğunu da belirtmek istemekteyim. Bilmiyorum ne kadarınız daha önce Diyarbakır’a geldiniz ama eminim Diyarbakır’ı tanıdıkça, bu eğitim süresi boyunca Diyarbakır’ı dolaştıkça, dinledikçe gözledikçe çok olumlu anlamda Diyarbakır’ı farklı yönleri ile tanımanız, hem fiziksel anlamda gelişmesi, kentin dinamikleri ve sahip olduğu birikimleri ve zenginlikleri beklide keşfetmeniz mümkün olacaktır. Çünkü bugün başlayan eğitimin konusu Diyarbakır çok özel ve şüphesiz çok güzel bir kenttir. Tarihin belki var oluşundan bugüne tarihe tanıklık eden bilinen en eski yerleşim yerleri olarak bugün arkeolojinin tespit ettiği bugün M.Ö 10000’lere varan Urfa’daki Göbekli Tepe ile Diyarbakır’daki Körtik Tepe arasında insanlığın bilinen en eski uzayan geçmişine şehadet eden bir merkez burası. İçinden geçen Dicle’nin Fırat kardeşi ile bereketli hilal olarak tanımlanan topraklarında bilinen bütün geçmiş uygarlıkların, birikimlerin, kültürlerin, tarihin, ticaretin, inancın kısaca insana ait bütün değerlerin neşv-ü nema olduğu ve bunun izlerinin bugün yaşandığı bir kent Diyarbakır. Taşına, toprağına, havasına, suyuna, sofrasına ve özellikle de insanına yansımış bu zengin geçmişin kesitlerini görmeniz mümkün. Tarihin her döneminde çok önemli bir stratejik merkez. Anadolu coğrafyasını Ortadoğu’ya açan bir bağlantı noktası. Şüphesiz bu alt başlıklardakilerin hayatın gerekleri ve gelişmesine karşı dinamiklerin getirdiği onun üst ve sosyal yapıtında, sosyal, kültürel, edebi, ilmi çok büyük bir zenginlik. Her dönemde burası bir bilim, eğitim, irfan merkezi olmuş, ilim insanları, bilim insanları, edipler, şairler yetişmiş. Şüphesiz bu bütün zenginliğin taçlanması da 639’da Diyarbakır’ın Hz. Ömer r.a. zamanında fetih olunması olmuştur. Anadolu’da ilk fethin gerçekleştiği ve İstanbul ile buluşan şehir Diyarbekir. Gezeceksiniz onun şahidi Ulu Cami fethin gerçekleştiği ve sadece 27 sahabenin şehit düştüğü Hz. Süleyman makamı ve İçkale o tarihten bize gelen yapılar, camiler, hamamlar. O günden bugüne de Diyarbakır hep İslam kalan bir şehir. Bazı şehirler Urfa, Antakya gibi bu tarihlere yakın bir tarihte fetih olmasa da sonraki yıllarda bilinen kronolojik öyküde haçlı seferleri ve benzeri geçiş dönemlerinde İslam dışı yönetimlere konu olsalar da Diyarbakır öğünden bugüne hep İslam kalmıştır. Bugün o surlar yani İçkale dediğimiz dünyanın hayatta kalan kent tarihinin en eski surları her zaman bunlara bir sınır koymuştur. O günden bu güne gelen öyküde sırf Osmanlı döneminde yaklaşık şilti aşan, Diyarbakır’da yetişen bilim insanları, sanatçılar, şairler olmuş. Cahit Sıtkı Tarancı’dan, Ahmet Arif’e, üstat Sezai Karakoç’tan, Süleyman Nazif’e aklınıza gelen ilk andan edebiyattan tiyatroya, sanattan musikiye kadar hepsinin beslendiği toprak Diyarbakır olmuş. Diyarbakır’ın bir ilçesinden Ziya Gökalp, çıkmış beklide bir düşünce hareketini tanımlayan fikirlerini yaymış. Cahit Sıtkı çıkmış herkese nakş olunan duygulara tercüman olmuş. Bunların sayılması zammın beklide çok şekilde ona dönük kullanılmasını gerektirecek.

 

 

 

Diyarbakır, Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi birlik ve beraberliğin mührü olmuş bir şehirdir.

 

 

Bu zemin üzerine Diyarbakır, Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi birlik ve beraberliğin mührü olmuş bir şehirdir. Kardeşliğin iklimini ve bunun gerçekleştirildiğini kendi şehir kimliğini başlayarak Türkiye ‘ye göstermiş bir şehirdir. Bu şehir hiç kimseyi ötekileştirmeden herkes ile kucaklaşmış, Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın, Müslümanın, Hristiyan’ın, Süryani’nin, Arami’nin , Keldami’nin barış içinde yaşadığı bir şehir olmuştur. Bu perspektifte Diyarbakır, bu büyük zenginliğin adı Diyarbakır maalesef yakın geçmişimizde yaşanan ve hamt olsun geride bıraktığımız olaylar sonrasında hiç hak etmediği bir tanımlamanın, yorumlamanın konusu olmuş. Bizim burada çabamız ve gayemiz sizin buradan döndüğünüz zaman aktaracaklarınız aslında gördükleriniz aslında Diyarbakır’ın gerçeği. Şüphesiz bu sadece Diyarbakır adına değil ülkemizin birlik ve beraberliği adına da çok öneli bir katkı olsa gerek. Çünkü Misak-ı Milli ile ecdadın kanı ile kurarken ve hala bu değerleri yaşatırken canıyla ortaya koyduğu ve bize emanet bıraktığı bu vatanın her bir köşesi inşallah sonsuza kadar şanlı bayrağımızın gölgesinde semalarda ezanımızın inlemesi ve zikr edilmesi ile Türkiye Cumhuriyetimizin ve Türk Milletinin malı ve toprağa olarak devam edecektir. Bizim çabamız birlik ve beraberlik kardeşlik içerisinde bunu geleceğe taşımak her gelecek gün gelişmiş, tartılmış bir ülke idealini ülkenin her bir köşesinde olduğu gibi sorumlu olduğumuz Diyarbakır’ımızda da gerçekleştirmek. Bu noktada devam eden devam eden Diyarbakır adına ve Türkiye adına devam eden çok büyük projeler var. Alt yapı üst yapı yatırımlarımız var. Her boyutta kalkınmayı hissedeceğiniz ve yatırım çalışmalarımız var. Özünde şüphesiz ki insana dayalı bir yönetim anlayışını İnsan merkezli bir bakış acısını genişletmek, insanı ve insanın değerleri üzerinde bir geleceği inşa etmek sorumluluğumuz var. Sizlerin bir eğitimci kimliği, şüphesiz bunu çok hissediyor ve içselleştiriyor. Ama inanın ki asıl olan bir bina yapmak değil, gönül binalarını ve gönül yapılarını inşa etmektir. Bunu eksik bıraktınız zaman, hedef koyduğunuz her şey, maddi altyapılar ne olursa olsun eksik kalıyor, yetersiz kalıyor. Tıpkı kalite için fiziksel altyapı ve araç gerecin yetmeyeceği gibi. Bu noktada Diyarbakır’da milli eğitim müdürlüğümüz özellikle çok önemli bir misyonu ifade ediyor ki benim gerideki 16 yıllık Valilik görev süremin içerisinde biraz önce Sayın müsteşarımızla onunda müdürlük yaptığı dönemde 2002-2004 iki yıl görev yaptığım Gümüşhane ilimizi paylaşırken de konuştuğumuz gibi, o noktada doğru yaklaşımları koyarsanız, o noktada ortak bir çabayı, ortak bir kararı sergilersiniz, şüphesiz geleceğinizi kazanırsınız. Hele hele bilgi çağında, bilginin egemen olduğu bir ortamda, bilgi temelli bir gelecek inşasında, yerli ve milli değerler üzerine bir gençliği ve bir eğitimi ihmal etmemelisiniz. Kendi değerlerine sahip, özgüveni olan, geçmişini bilen ve değerlendiren ve güvenerek geleceğini inşa eden bir bakış ve bir nesil. Bugün bu büyük ülke artık bu hedefi elde etmek ve gerçekleştirmek mecburiyetindedir. Kaybedecek zamanımız yok çünkü geride çok zaman kaybettik. Bizim bütün gücümüzle eğitim ve bütün kurumlarıyla her yerde ve bu hedef doğrultusunda yoğunlaşmamız, kurumların bütün bağlantılarını bu noktada buluşturmamız gerekiyor. Bunu yapabilir miyiz, yapabiliriz. Bugün bu ülke her türlü tehdidi bertaraf edecek, hem büyüklüğün, hem de gücün adıdır. İçerden ve dışarıdan, hangi terör örgütü, işbirlikçisi, uzantıları, destekçisi neyi hedeflerse hedeflesinler hangi işbirliklerini tesis ederlerse etsinler, bu büyük milletin imanı karşısında, tanka, topa, tüfeğe göğsünü siper edenler ve bu kara toprağa gül bahçesine girenlerin imanı karşısında yok oldu ve yok olmaya mahkûmdur. Rabbim bu noktada bütün bu değerler uğruna hayatını feda eden bütün şehitlerimizi, Rabbim rahmetiyle muamele eylesin. Mekânları cennet olsun. Ruhları şad olsun. Onların manevi mesuliyetine karşı bizim sorumluluğumuzda işte onların emanet bıraktığı bu değerleri ve bu ülkeyi çok daha iyiye ve güzele taşımak. Bu kararlılığa sahip olarak çok istikrarlı bir şekilde Türkiye zaten yoluna devam ediyor.

 

 

 

 

Her sorunu doğuran ve çözebilen kavram eğitimdir.

 

 

 

Bakınız yaşanan bütün krizlere ve istikrarsızlıklara rağmen Türkiye 2017’yi dünya rekoru bir büyümeyle geride bıraktı ve G20 nin birincisi, dünyanın birincisi olarak. Yine bazılarının hazmedemediği gibi bu büyüme en yüksek oranda % 13.2 iken kendi içinde iletişim ve bilgi sektörleriyle gerçekleşti. İhracatın doğrudan katkısı % 3.6, bu gerçekleri bilerek biz güven kazanarak yolumuza devam ediyoruz. 2018 hedefinde 2019 hedefinde ve bütün hedeflerde 2023'te 2071 hepsi elde edilecek hedeflerdir. Yeter ki inanalım, yeter ki her birimiz kendi payımıza düşeni yerine getirelim ve bunu yaparken de sıralı ve süreli bir sorumluluk gibi değil, hiç bitmeyecek bir sevda gibi meseleye yaklaşalım. bakınız göreve başladığımızda Diyarbakır’ımızda, eğitim ki benim bütün illerde çalışan müdürlerim bilir, ilk aldığın brifing milli eğitimdir. Çünkü mesele orada başlıyor, orada bitiyor. Her sorunu doğuran ve çözebilen kavram eğitimdir.   Bugün 7-8 ay öncesine göre bütün göstergelerde, Diyarbakır çok önemli performans elde etti. Bunu aynı kitle, aynı kadroyla ama değişen bir bakış açısı ve heyecanla yaptık. Daha öncesi içinde güç kazandık. Sayın Bakanımızın hakikaten çok büyük moral olan ve tüm arkadaşlarımıza ilettiğim tebrik ve teşekkür telefonunda ifade ettiği gibi Milli Eğitim Bakanımızın; Diyarbakır'dan artık yeni şeyler duymak, güzel şeyleri konuşmak zamanı. Hz Mevlana'nın dediği gibi; “düne ait ne varsa dünde kaldı cancağızım şimdi yeni şeyler söylemek lazım” hakikatten hepimiz için yeni olanın ve güzel olanın üzerinde buluşacağımız bir gün.  Diyarbakır’ın bu 5 gün programınızda, Diyarbakır’ı tanımaya, gelen eşleriniz Hanımefendilerle Diyarbakır’ı solumaya ve Diyarbakır’ın güzellikleriyle buluşmaya herhalde yeteri kadar zaman ayrılmak gereği var. Orada da ev sahipliği benim adıma İl Milli Eğitim Müdürümüz yürütecek orada bir eksik varsa da beşinci günün sonunda bir anket çalışması yapılacak, lütfen yazın, ben onlara dikkat edeceğim. Çünkü bir daha ki buluşmalar için sizlerin dönüp bu Diyarbakır’ı güzel anlatmanız bizim için çok gerekli. İnşallah bu ülkenin her bir köşesinde olduğu gibi, Diyarbakır’ımızdaki bu buluşmada sizler için güzel anılarla buluşur, keyifli olur, hem mesleki anlamda, hem de Diyarbakır’ı tanıma anlamında,   burada bulunan sizlere, emeği geçen bütün hepinize de ben şahsen bütün katkılarınız için çok teşekkür ediyorum” dedi.