Sayın Valimiz Hasan Basri Güzeloğlu ve eşi Hanımefendi Ayşe Güzeloğlu’nun ev sahipliğinde 30 Ağustos Zafer Bayramının 95. yıldönümü sebebiyle resepsiyon düzenlendi.
           
Düzenlenen resepsiyona Vali Güzeloğlu ve eşi Hanımefendi Güzeloğlu’nun yanı sıra, Şehit aileleri ve gaziler, 7. Kolordu ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Sinan Yayla, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Cumali Atilla, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Erkut Güre, Bölge Jandarma Komutanı Tümgeneral Halis Zafer Koç, Vali Yardımcısı Mehmet Çağrı Özpolat, Yenişehir Kaymakamı ve Belediye Başkanı Dr. Mehmet Özel, Kayapınar Kaymakamı ve Belediye Başkanı Mustafa Kılıç, Bağlar Kaymakamı Tolga Toğan, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Ali Demir, kamu kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve iş dünyası temsilcileri katıldı.
           
Sayın Valimiz Hasan Basri Güzeloğlu ile Hanımefendi Ayşe Güzeloğlu’nun davetlileri kapıda tek tek karşılamasıyla başlayan resepsiyonda davetlilere hitaben bir konuşma yapan Vali Güzeloğlu şunları söyledi: “Aziz şehitlerimizin çok değerli eşleri, anneleri babaları, sevgili yavruları, kahraman gazilerimiz, değerli aileleri, Garnizon Komutanım, Büyükşehir Belediye Başkanım, Cumhuriyet Başsavcım, adli, mülki, askeri erkânın çok değerli seçkin temsilcileri, Diyarbakır’ımızın sivil, sosyal ve ekonomik hayatının çok seçkin temsilcileri, oda, borsa birlik başkanlarımız, değerli esnaf temsilcisi kardeşlerim, hanımefendiler, beyefendiler, sevgili çocuklar.  30 Ağustos Zafer Bayramımızın 95. Yıl dönümü hepinize kutlu olsun. Bu büyük millet bayramının 95. Zafer yılını kutlarken, sonsuzluğa akan her yılda daha güçlenen, gelişen bir Türkiye olarak daha nice bayramları görmek ve yaşamak ve her bayramı yaşarken de gelişen ve güçlenen bir ülkenin yurttaşı olmak onuruyla nice bayramlara ulaşmak hepinize nasip olsun. Bu büyük bayramı kutlarken şüphesiz 30 Ağustos Zaferinin komutanı Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bu büyük kahramanlığın şehadete ermiş bütün kahramanlarını ve cumhuriyetimizin kuruluşundan bugüne devletimizin bekası, milletimizin birlik berberliği uğruna hayatını feda etmiş bütün şehitlerimizi, rahmet ve minnetle bir kez daha anıyorum. Ruhları şad, makamları cennet olsun. Onların şehadetleri bu toprakları vatan eyledi ve sonsuza kadarda bu toprakları bizlere yurt eyledi. Onların emaneti olan bu vatanda bizler, özgür olarak yaşarken Türkiye cumhuriyetinin onurlu bir bireyi olarak, bu gururu her birimiz hissederken şüphesiz ki her an onlara minnet ve şükran duygularımızı, rahmet ve Fatihalarımızı göndermek zorunluluğu ve sorumluluğundayız. Onları hiç unutmadan geleceğe büyük ve kararlı yürüyüşümüzle kahramanlıklarını ve fedakârlıklarını yaşatmak zorundayız. Şüphesiz nurlanan şehitlerin yanında, onurlanan gazilerimizi de saygıyla anıyorum.  Allah onlardan razı olsun. Şüphesiz ki bu duruş bu milletin her bir ferdinin bu kararlı duruşu tarihin her döneminde olduğu gibi 95 yıl öncede yok edilmek istenen bir milletin şahlanışını gerçekleştirmiş ve o savaş, o zafer Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun müjdecisi olmuştur. 19 Mayıs 1919’da Gazi Mustafa Kemalin Samsun da yaktığı özgürlük meşalesi, tüm bir milletin her ferdi ile bütünleşmiş emsalsiz bir kahramanlığı, mazlum milletlere örnek olan bir büyük zaferi, 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesiyle taçlandırmıştır ve akabinde son Türk devleti, Türkiye Cumhuriyeti şüphesiz ki 29 Ekim 1923’te de ilelebet payidar olmak üzere kurulmuştur. Tarihin akışını değiştiren önemli anlar ve zamanlar vardır. Bu zamanlar sadece yaşayanları değil ondan sonraki bütün kuşakları da etkileyecek çok önemli önüm ve kırılma noktalarıdır. 30 Ağustosta Türk tarihinin çok önemli bir dönüm noktasıdır. Yine Ağustos ayında yaşadığımız bir büyük zaferin, 26 Ağustos Malazgirt Zaferinin kapılarını açtığı Anadolu’nun 30 Ağustos bizlere sonsuza kadar yurt olduğunun, Türkiye Cumhuriyetinin varlığıyla Türk milletinin sonsuza kadar payidar olacağının açık bir ilanıdır. Bu gün bizler, bölgesinde ve küresel ölçekte, gelişen, güçlenen her an bu iddiasıyla karalılığını ve iradesini gösteren büyük devletin onurlu bireyleriz. Türkiye cumhuriyeti mazlumun ve mağdurun yanında, dünya üzerinde yaşanan bütün adaletsizliklerin kaşsında her nerde insanlık adına yaşanan bir sıkıntı, bir dram, bir yokluk varsa onun sağılması ve onun yaralarının sarılmasında bir duruşun adıdır. Dünyada bugün Türkiye cumhuriyeti en fazla mağdur ve muhtaç muhacirini ülkesinde bulunduran onlarla birlikte insanlık ailesinin onurunu taşıyan ve sorumluluğunu ortaya koyan, bir büyük iradenin adıdır. Bu büyük millet tarihin her döneminde hakkı tutan bedeli ne olursa olsun haksızlıklar karşısında duran ama her dem ve her zaman özgürlük ve bağımsızlığından zerre taviz vermeden hiçbir iradesine gem ve ket vuracak ihaneti de kabul etmeyecek duruşun adıdır. Tıpkı 95 yıl önce olduğu gibi bu duruş halen dimdik ayakta ve en son 15 Temmuz ihanetinde yaşandığı gibi yedisinden yetmiş yedisine bu milletin her bir ferdinin Cumhurbaşkanımız ve Başkomutanımızın çağrısıyla meydanlarda özgürlüğüne ve demokrasisine sahip çıkarak bir nevi demokrasi tarihinin dünya üzerinde milletle bütünleşmiş bir büyük kahramanlığını yaratan milletin adıdır. O gece tıpkı 95 yıl önce özgürlüğüne, bağımsızlığına ve hür yaşama iradesine kast eden yedi düvele karşı direnen ve şehadetleri ile bu toprakları vatan eyleyen atalarının izinden giden 250 şehit ve 2139 gazi 30 Ağustos ruhunun 15 Temmuzda yaşayan canlı ve dimdik ayakta duran imanlı taşıyıcılarıdır. Böyle bir millete fert olmak, Türkiye cumhuriyetinin onurlu bir bireyi olmak, hepimiz adına taşınacak en yüce onur ve gurur dur. Diyarbakır’da birlik ve beraberliğimizin, geleceğe birlikte yürüyüşümüzün çok önemli medeniyet geçmişimizin ve inanç değerlerimizin merkezi olan bu kadim kente bizde 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesinin büyük zaferinin 95. Yılını kutluyoruz.  Bu büyük zafer büyük milletimize ve hepimize kutlu olsun. Tekrar bu büyük zaferi bizlere armağan eden cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere kuruluşundan bu güne, bugün bu salonda ağırlamaktan onur duyduğum, bu değerler uğruna hayatını feda eden bütün aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle bir kez daha anıyorum ruhları şad makamları cennet olsun.
Kahraman gazilerimize sağlık diliyorum. Bilinmelidir ki bu iradeyle dimdik ayakta olan milletimiz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesinin kahramanı Türk silahlı kuvvetlerimiz ve güvenlik kuvvetlerimiz büyük bir karalılık, iman, irade ve azim ile ayaktadır. Bu ülkenin her bir köşesinde Diyarbakır’ımız dâhil bu değerle kast eden hainlere karşı yıkılmaz ve aşılmaz bir kaledir. Bu ülkenin şehit kanları ile sulanmış her bir taşı ve toprağı kutsal emanetimiz ve en büyük mesuliyetimizdir.  Bu nokta da varlığımıza kast eden bütün ihanet odaklarına ve terör örgütlerinde karşı milletiyle bütünleşmiş, çelikleşmiş bu irade en büyük güvencemizdir. Tekrar bu büyük millet bayramımızı, büyük zaferimizi kutluyor, hepinizi bu duygu ve düşüncelerle sevgi ve saygı ile selamlıyor, daha nice böyle büyük bayramlarda kararlılıkla azim ve inançla bir araya gelme dileğiyle hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”        
Konuşmanın ardından verilen kokteylle 30 Ağustos Zafer Bayramı Resepsiyonu sona erdi.