Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden Kanaat Önderleri ile TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezinde düzenlenen iftar yemeğinde bir araya geldi.

 

 

İftar programına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra, İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu, Adalet Bakanı Sayın Abdülhamit Gül, önceki dönem Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanları Sayın Eker ve Arzu, Diyarbakır Milletvekilleri Galip Ensarioğlu ve Ebubekir Bal, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Sayın Valimiz Hasan Basri Güzeloğlu, İlimiz protokol üyeleri ile Kanaat önderleri ve davetliler katıldı.

 

 

 

İftar yemeğinden önce Kuran-ı Kerim tilaveti okundu. Açılan oruçların ardından, programda katılımcılara hitaben bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: " Bu mübarek günlerde tutulan oruçların, yapılan hayırların kabul olmasını, kardeşliğin, dostluğun, muhabbetin haneleri doldurduğu bu kutlu ayın, Türkiye'ye ve millete hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

 

 

Burası artık kimlik siyaseti üzerinden bölücülük yapanların değil, kardeşlerin, dayanışmanın şehridir.

 

 

Diyarbakır bugün bizi büyük bir hasretle, muhabbetle bağrına bastı. Diyarbakır bugün bize olan itimadını bir kez daha gösterdi. Sıcağa ve oruca rağmen miting alanını hınca hınç dolduran Diyarbakırlılara teşekkür ediyorum. Diyarbakır, istismar siyasetini kaldırıp çöpe atmıştır. Ben Diyarbakırlı kardeşlerimin inancına, imanına bu noktadaki kiminle beraber yol yürüyeceğini iyi bildiğine inanıyorum. Artık bu seçimle benim Diyarbakırlı kardeşim, genciyle, yaşlısıyla 'İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür, imansız olan paslı yürek sinede yüktür.' diyerek yoluna yürüyecektir. Yavrularını, kızlarını dağa kaçıranların kim olduğunu, kimlerin bunu yaptığını gayet iyi bilen Diyarbakırlı kardeşim bunun hesabını soracaktır. Belediyenin önünde hüngür hüngür ağlayan anneler bunun hesabını soracaktır. Burası artık kimlik siyaseti üzerinden bölücülük yapanların değil, kardeşlerin, dayanışmanın şehridir. Burası artık terör örgütüne yandaşlık yapanların değil, ülkesine aşkla hizmet edenlerin yönettiği bir şehirdir. Dört bir yanı enbiya makamlarıyla nakşedilmiş bu mübarek şehirde Hans'a, George'a, İslam düşmanı emperyalistlere taşeronluk devri artık tamamen kapanmıştır.

 

 

 

16 yıldır "Halka hizmet Hakk'a hizmettir” diyerek sadece ekonomiyi değil, aynı zamanda demokrasiyi, kardeşliği, refahı ve barışı da büyütmek için çalıştık.

 

 

 

 24 Haziran, kendileri zevk ve sefa içinde yüzerken, Diyarbakırlı gençleri bile bile ölüme gönderen Kandil'deki terör baronlarına vurulan bir şamar olacaktır. 24 Haziran, Kürt kardeşlerimin inancıyla, değerleriyle, tarih ve medeniyet birikimiyle kavgalı siyaset tarzının mezara gömüldüğü gün olacaktır. Herkesin, her kesimin kendi kimliğini özgürce ifade edebildiği bir Türkiye'yi, bir atmosferi tesis ettik. 16 yıldır "Halka hizmet Hakk'a hizmettir. diyerek sadece ekonomiyi değil, aynı zamanda demokrasiyi, kardeşliği, refahı ve barışı da büyütmek için çalıştık. Bugün 16 yıl öncesine göre daha özgür bir Türkiye var. Birileri rahatsız olsa da bugün geçmişe göre daha hür, daha müreffeh, daha demokratik bir Türkiye var. İnsanlarına etnik kökeninden, dilinden, dış görünüşünden, sakalından, sarığından, başörtüsünden, feracesinden, poşusundan dolayı ayrımcılık yapan devlet anlayışı tamamen tedavülden kalkmıştır. Bizim önümüzdeki tek sorun, terör sorunudur. Hamdolsun artık onu da çözüyoruz. 2018'in Türkiye’sinde artık Kürt sorunu diye bir sorun yoktur. Çünkü eski Türkiye'de Kürtlerin bizatihi kendileri bir sorun olarak görülüyordu. Bugünün Türkiye’si hiçbir vatandaşını sorun olarak görmüyor. 780 bin kilometrekare vatan toprağının bir karışında dahi eli kanlı katil sürülerine hayat hakkı tanımayacağız.

 

 

 

Bu devlet artık vesayetçilerin değil, Türk'ü, Kürt'ü, Laz’ıyla 81 milyonun tamamının devletidir. Bu devlet artık milletin, milli iradenin emrindedir.

 

 

Vatandaşına tepeden bakan, vatandaşını düşman gören ceberrut devlet anlayışı yerine, vatandaşının hizmetkârı olan yeni bir yönetim paradigmasını uygulamaya koyduk. Sizlerin sorunlarını çözmek için girdiğimiz bu mücadelede risk aldık. Zaman zaman tehdit aldık ancak hak bildiğimiz yoldan asla dönmedik. Eski Türkiye'nin inkarcı, dışlayıcı, tahkir edici dili ortadan kaldırarak, yerine daha kucaklayıcı, daha kapsayıcı, daha saygılı bir söylem inşa ettik. İnkar politikalarını, ret politikalarını, baskı politikalarını bir daha asla gündeme gelmemek üzere rafa kaldırdık. Şu anda geldiğimiz nokta ortada. Benim vatandaşıma ister Türk, ister Kürt, ister Abhaz, ister Roman, ister Boşnak ne olursa olsun, düşman olanlar bizim de düşmanımızdır. Allah'ın izniyle bu ülkede kimse kalkıp da birilerinin talimatıyla bize yön veremeyecek. Gereğini de biz yapıyoruz, yapacağız. Terör sorununu bu ülkenin gündeminde tamamen kaldırmak için bölücü örgütün sabotajlarına ve ihanetlerine rağmen bütün bu süreçleri kararlılıkla devam ettirdik. Bir dönem ötekileştirilmiş diğer vatandaşlarımızla beraber Kürt kardeşlerimin de sıkıntılarını çözmek için çalıştık. Kültürel haklardan eğitime, yerleşim birimlerinin isimlerinden seçmeli derslere, Kürt dili ve edebiyatı bölümlerine kadar hemen her alanda yüzlerce düzenlemeyi biz hayata geçirmedik mi? Sadece hakka ve halka güvenerek halis niyetle çıktığımız bu yolda hamdolsun Kürt sorununu çözmeyi başardık. Evet, 2018'in Türkiye’sinde artık Kürt sorunu diye bir sorun yoktur. Çünkü eski Türkiye'de Kürtlerin bizatihi kendileri bir sorun olarak görülüyordu. Bugünün Türkiye’si hiçbir vatandaşını sorun olarak görmüyor. Türkiye artık bu tür yersiz kaygıların tamamını aşmış bir ülkedir. Bizim önümüze ki tek sorun terör sorunudur. Hamdolsun artık onu da çözüyoruz. Sizlerin desteği, güvenlik güçlerimizin başarılı operasyonlarıyla terör sorununun da üstesinde geliyoruz, geleceğiz. 780 bin kilometrekare vatan toprağının bir karışında dahi eli kanlı katil sürülerine hayat hakkı tanımayacağız. Hele hele bir dönem olduğu gibi sokak çetelerinin bölge halkına musallat olmasına asla müsaade etmeyeceğiz. 81 milyonun her bir ferdi devletin gözünde eşittir.  Bu devlet artık vesayetçilerin değil, Türk'ü, Kürt'ü, Laz’ıyla 81 milyonun tamamının devletidir. Bu devlet artık milletin, milli iradenin emrindedir. Bu devlet artık milletin iradesiyle kurulan bir devlettir. 16 yıllık mücadelemizin en büyük kaybedenleri bölücülerdir, FETÖ'cülerdir, fitnecilerdir, milletin sırtına kene gibi yapışan tefecilerdir. Bu dava hepimizin davası. Bu davaya, hep birlikte omuz verirsek netice alırız. Vermezsek kusura bakmayın, bedelini de hep birlikte öderiz.

 

 

 

 

Demokrasi standartlarımızı çok daha yukarılara taşıyacağız. Güç birliği yaparak, soframızdaki ekmeği daha da büyüteceğiz. Ortalığı ayağa kaldıranlara Allah aşkına şöyle bir bakın. Yurt içinde ve yurt dışında sürekli demokrasimize kara çalmaya çalışanları şöyle bir gözden geçirin. Sadece imtiyazı elinden alınan seçkinleri göreceksiniz. Sadece çalışmadan, üretmeden, hiçbir riske girmeden para kazanmaya çalışmış ve alışmış rantçıları göreceksiniz. Sadece Diyarbakır sokaklarında top koşturan çocukları, annelerinden koparıp dağa kaçıran terör baronlarını göreceksiniz. Sadece camiye giden imamın, rızkının peşindeki esnafın, pırıl pırıl dimağları geleceğe hazırlayan öğretmenlerimizin kanını döken canileri göreceksiniz. Sadece 15 Temmuz gecesi, insanlarımızı vahşice katleden FETÖ'cü hainleri göreceksiniz. Sadece Kobani bahanesiyle 53 vatandaşımızın ölümüne neden olan siyasetçi kılıklı, provokatörleri göreceksiniz. Sadece 28 Şubat döneminde imam hatipleri kapatan, dini kurumlarımızın kapısına kilit vuran, kızlarımızı üniversiteye sokmayan faşistleri göreceksiniz. Sadece tarihi şanlı kahramanlıklarla dolu, bu aziz milleti, 'takunyalı, makarnacı, kömürcü, irticacı' diye aşağılayan kibir abidelerini göreceksiniz. Sadece baskı, zulüm ve dayatmayla milleti hizaya sokmaya çalışan jakobenleri göreceksiniz. Hangi reformu yaparsak yapalım, kendimizi asla mükemmel bir noktada görmedik. Hep daha iyisini, daha güzelini, daha kalitelisini yapmayı hedefledik. İnşallah yeni dönemde de mevcut kazanımlarımızdan asla taviz vermeden başta siz kardeşlerim olmak üzere toplumumuzun bütün kesimlerinin taleplerini karşılamayı sürdüreceğiz. Ülkemizi, ekonomide, ticarette, yatırımlarda, turizm ve alt yapıda çok daha ileriye götüreceğiz. Ziya Paşa'nın güzel bir sözü var. 'Eşek ölür, kalır semeri. İnsan ölür, kalır eser.' İşte bu yakılan, yıkılan Diyarbakır'ı bizler yeniden ayağa kaldırdık mı, inşaa ettik mi, ihya ettik mi? Eserler ortada. Unutmayın marifet iltifata tabidir. İltifatı olmayan marifet zayidir. Bizi bölmeye çalışanlara inat, kardeşliğimizi perçinleyecek, saflarımızı sıklaştıracak, birbirimize çok daha kenetleneceğiz. Sizlerin duası ve desteğiyle de hiç kimsenin devletimizi girdiği bu yoldan saptırmasına asla izin vermeyeceğiz” dedi.