Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Berat Albayrak, önceki dönem Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Sayın Mehdi Eker, Sayın Valimiz Hasan Basri Güzeloğlu ile birlikte kanaat önderleri, STK’lar ve iş dünyasının temsilcileri ile düzenlenen iftar programında bir araya geldi.  

 

İftar programına Bakan Albayrak, önceki dönem Bakan Eker ve Vali Güzeloğlu’nun yanı sıra Diyarbakır Milletvekilleri Galip Ensarioğlu ve Ebubekir Bal, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Cumali Atilla ve İlimiz Üst düzey yöneticileri eşlik etti.

 

İftar yemeğinden önce Kuran-ı Kerim tilaveti okundu. Açılan oruçların ardından, davetlilere hitaben bir konuşma yapan Vali Güzeloğlu şunları söyledi: “Saygıdeğer Bakanım, Büyükşehir Belediye Başkanımız, ilimizin çok değerli sivil toplum, kamu kurum ve kuruluş temsilcileri ve Kanaat Önderleri, devletine, milletine hizmet eden gönül insanları, hizmet etmekten büyük bir onur ve mutluluk duyduğum aziz Diyarbakır’ın güzel insanları bir mübarek ramazan akşamında, böylesi bir İftar sofrasında sizlerle birlikte olmaktan ve bu akşamı paylaşmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Öncelikle Rabbim tuttuğumuz oruçları kabul eylesin. Birlik beraberliğimizi daim eylesin. burada olduğu gibi her durum ve her zaman bu kararlılığımızla insanımıza ilimize ve ülkemize hizmet yolunda hepimizi muvaffak eylesin.

 

 

Bugün de Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız gerçekten çok dolu bir programla ilimizi teşrif ettiler.

 

 

 

Diyarbakır Peygamberler ve sahabeler şehri, Diyarbakır bir bilge şehir, Diyarbakır öğreten, zenginliğini paylaşan ve sınırlarının ötesini etki alanına taşan bir büyükşehir. Diyarbakır’a hizmet etmek, Diyarbakır’ın gelişmesine katkı vermek, çok onurlu ve çok ve mesuliyetli bir görev. bunun idrakı ve bilinci içerisinde insanımıza ve Diyarbakır’a ve hizmet etmek aşkıyla sizlerle birlikte çok güzel çalışmalar gerçekleştiriliyor. Bugün de Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız gerçekten çok dolu bir programla ilimizi teşrif ettiler. Sivil toplum temsilcileri, kanaat önderlerimiz, kamu kurum ve kuruluş temsilcilerimizle Diyarbakır’da devam eden yatırımlar, gerçekleşecek çalışmaları ve şüphesiz Diyarbakır'ımıza katılacak ve yapılacak işleri konuştular. kendilerine şahsım ve tüm Diyarbakırlılar adına teşekkür diyorum. Türkiye'nin istikrarlı kalkınmasında, geleceğe doğru kutluyu yürüyüşünde Diyarbakır, zenginlik ve derinlik sunan bir bütünlüğün adıdır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde geleceğe doğru kararlılıkla yürüyen Türkiye'de Diyarbakır bir huzur ve barış kenti olarak, bir esenlik kenti olarak Türkiye'nin birlik ve beraberliğinin de teminatıdır. Bu bilinçle Diyarbakır’ı görmek bu düşünceyle Diyarbakır’ı anlamak ve hizmet etmek gerekir. ben sizlere davetimize icabet edip teşrif ettiğiniz için, Diyarbakır'daki huzur ve güven ortamının temin ve tesisinde ortaya koyduğunuz çok anlamlı katkı için, içtenlikle teşekkür ediyorum ve bu huzur ve güven ortamını yaşarken canlarıyla bizlere  bahşeden bütün aziz şehitlerimize de Rabbimden gani gani rahmet diliyorum. Mekanları cennet olsun, makamları Peygamberimizin yanı olsun. Allah onların şefaatinden bizleri nasipdar eylesin. Saygılar Bakanımıza, katılan tüm konuklarımıza ve hepinize teşrifiniz için tekrar teşekkür ediyor, hepinizi sevgi ve saygı ve muhabbetle selamlıyorum” dedi.

 

 

Vali Güzeloğlu’nun konuşmasının ardından  önceki dönem Bakan Eker davetlilere hitaben yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Sayın Bakanım, değerli misafirler, hanımefendiler, hayırlı akşamlar diliyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Bugün Enerji Bakanımızı Diyarbakır'da ağırlıyoruz. Dün Orman ve Su İşleri Bakanımız buradaydı. Tabi hükümetimizin Diyarbakır için başından itibaren sürekli yeni projeler devreye koyduğu ve şehrin sosyoekonomik hayatını, sosyokültürel hayatını iyileştirmeye yönünde sistematik, ısrarcı ve kararlı bir çaba içerisinde olduğunu biliyoruz. Biz zaman kaybettik Diyarbakır olarak, civardaki illerin  hepsi bizim komşularımız onları çok seviyoruz. fakat 16 yıllık AK Parti iktidarında, AK Parti hükümetlerinin getirdiği teşvik tedbirleri, yatırım teşvikleri, Diyarbakır’ı listede en üst sıraya koymasına rağmen Diyarbakır’ın değişmez gündem maddesi terör ve güvenlik sebebiyle Diyarbakır bunlarından yeteri kadar istifade edemedi. Diyarbakır’ın sosyoekonomik ve sosyokültürel parametrelerine nispeten çok çok arkada olan komşu iller bu geçen zaman içerisinde geldiler ve Diyarbakır’ı geçtiler.   Biz onları kıskanmıyoruz onlara imreniyoruz, gıpta ediyoruz. Keşke Diyarbakır’da bu imkanlardan faydalana bilseydi. Gerek yerel yönetimlerin bu konularla ilgili bir baskı unsuru haline getirilmesi, gerekse doğrudan PKK terör örgütünün insanlar üzerindeki tehdidi hala bile yer yer psikolojik etkisini maalesef sürdürüyor onu gözlemliyorum. Şimdi bizim bu kadim şehre sahip çıkmamız gerekiyor. Bunu aşmamız gerekiyor. Bunun kırmamız gerekiyor. Bu zinciri kırmamız lazım. gerçekten bu Diyarbakır’ın çoğulcu yapısının tarihsel kimliğine de bu durum aykırıdır. Sayın Bakanım bu şehire 639’uncu miladi yıldan bu yana Müslümanlar hâkim. fakat İslam medeniyet tasavvuru, birlikte yaşadığı gayrimüslim unsurlarında hukukunu tarif ettiği için, bu şehirde Avrupa'nın aksine, yeryüzündeki başka coğrafyaların aksine, bu şehirde 20. yüzyıla kadar hiçbir zaman bir çatışma yaşanmamış. Süryani, Ermeni, Keldani, Kürt, Türk, Zaza, Yahudi, Musevi bu şehirde birlikte yaşadı. Gerçek anlamda çoğulculuk bu şehrin tarihsel yapısında vardır. Avrupa’da bunun esamesi yokken buradaki bütün bu farklılıklar bir arada yaşıyor. Biz duruşumuzun doğru bir duruş olduğunu, burada kararlı olduğumuzu, mutlak suretle kendi medeniyet tasavvurumuzun gereği olarak, yani İslam medeniyet tasavvurunun gereği olarak, bu topraklarda Kürdün de, Türk'ün de, lazın, Çerkez'in, Arabın, Boşnağın, Arnavut’un herkesin Zaza’nın da  herkesin   burada kendi kimliğiyle var olabileceğini, kendi kimliğini onurla ifade edebileceği, kültürünün gereğini yerine getirebileceği, bir sistemin, bir rejimin, bir düzenin tesis edilmesinden yanayız. sorunların toplumsal talepler ortaya çıktıkça bunlar meşru zeminlerde tartışılır, meşru zeminlerde meşru araçlarla talep edilir ve buna göre de konuşulur, kararlaştırılır ama şiddet ve terör işin içine girerse bu asla kabul edilebilir bir şey değildir” dedi.

 

 

 

 

 

 

Önceki Dönem Bakan Eker’in konuşmasının ardından davetlilere hitaben bir konuşma yapan Bakan Albayrak şunları söyledi: ”Yıllardır Diyarbakır'a, bölge insanına hizmet ettiğini iddia edenler insanımızı aslında nasıl kandırdığını, aldattığını, bölgeyi aslında nasıl bir felakete sürüklediğini tüm Türkiye olarak sadece Diyarbakır olarak değil hepimiz birlikte gördük.

 

 

Diyarbakır bunları hak ediyor muydu? İhya olan bu tarihi alanları, parkları, kayyum noktasından sonra ileri belediyecilik hizmetini tüm bu süreçleri gördük. Esas olan konu bu yoksa birilerinin sadece ve sadece istismar siyasetiyle mahkum bırakmaya çalıştığı Diyarbakır'ı, eski Diyarbakır'ı gece gündüz fark etmeksizin sabahtan akşama kadar çalışarak sokaklardaki huzuru, neşeyi, mutluluğu görmeyecek miyiz? Bu huzuru kalıcı kılmak için, kalıcı bir şekilde tesis etmek için bir duruş sergilemeyecek miyiz? Esas konu bu yoksa o birilerini mahcup etmek için istediği ve bizim asla izin vermeyeceğimiz o çukurları, kepenk kapatmaları baskı ve şiddeti mi esas konu bu. Ben buradan açık ve net olarak söyleyeyim o dönem bitti. Böyle bir dönem Allah'ın izniyle bir daha olmayacak. Buna bu devlet ve bu millet 81 milyon buna izin vermeyecek. Korku, endişe, acaba yok. Artık Türkiye sınırları içi değil ötesi üzerinde de yok. Devletimiz, hükümetimiz devletimizin başındaki güçlü lideriyle bölgenin huzuru için bir taraftan, asayişi için bir taraftan yürüttüğü tüm bu güçlü ve kararlı politikalarla diğer taraftan bölgeye getirdiği yatırım ve hizmetlerle daha da güçlü ve güzel, mutlu, refah içerisinde bir Diyarbakır tablosunu ortaya koyacaktır.

 

 

 

Tüm bu terör örgütleri hepsi aynı amaca hizmet ediyor. Bunlara karşı asla ama asla taviz vermeyiz.

 

 

Bölgede huzuru, birliği ve kardeşliği terör örgütleri üzerinden hedef aldıklarını görüyoruz. İşte bu taşeron terör örgütleri ile ayrım yapmadan mücadele etmek ve bunun karşısında bu cesareti ortaya koymak her şeyden önce şahıslar özelinde değil, evlatlarımız, torunlarımız, bölge coğrafyasındaki mazlum kardeşlerimiz özelinde de bizim üzerimizde büyük bir vebaldir. Tüm bu terör örgütleri hepsi aynı amaca hizmet ediyor. Hepsi aynı merkezden yönetiliyor. Hepsi de tehdit unsuru noktasında hepsi de aynı şeyi hedef alıyor. Bunlara karşı asla ama asla taviz vermeyiz. Eğer Türkiye düşerse birilerinin amacı buydu, bu iş bitmiştir. Türkiye bu kardeşlik köprüsünü geçmiştir. Bundan sonrası zaman meselesi. Bundan sonra adım adım bu süreç ve içindeki tüm bu yapılar tasfiye olacaktır. Kandil, Kandil orada durduğu sürece öyle mi? Bakalım Kandil orada duruyor mu? Sincar orada duruyor mu? Menbiç orada duruyor mu? Çok net söylüyorum Allah'ın izniyle bu birlik ve beraberlik, bu kardeşlik ve bütün bu ruhun manevi, maddi liderliğini, savunuculuğunu yapan bir kişi var tüm oklar onu gösteriyor. Bu okları takip edersek hakikati buluruz. Tüm bu oklar bugün kimi, hangi şahsı, hangi ülkeyi hedef alıyorsa bu bütün resmi aslında anlatıyordur. Nitekim Recep Tayyip Erdoğan sadece Türkiye'nin değil, sadece İslam, Müslüman coğrafyalarda değil, dünyanın dört bir tarafında bu milleti ve ümmeti yeniden bir umut olma noktasına taşıyor.

 

 

 

A partisi, b partisi bunun ötesinde bu resmi görüyor muyuz görmüyor muyuz? Tayyip Erdoğan ve AK Parti'nin yüklendiği bu tarihi misyonu, birbirlerine yıllarca karşı saftan mücadele etmiş yapılar bir araya gelmiş durumda. Koyun koyuna gelmiş durumda. Yerli ve milli. Neren milli senin? Neren bu topraklardan? Mezarda kemiklerini sızlattığımız insanlar özelinde neden bahsediyoruz biz? Bunu görmemiz lazım. Kim kimin değirmenine su taşıyor? Sen, ben, makam, kavga, şu, bu konu o değil artık. Konu bu isim, şu isim değil. Konu hizmet siyaseti ötesinde artık. ” dedi.